Kaç yaşında olursanız olun öyle anlar öyle olaylar yaşarsınız ki o zaman göğüs kafesinizde yakalayamadığınız ele avuca sığmayan haylaz bir kuşun çırpınışlarını kanat seslerini duyarsınız.
Haldun Tane ile ilgili fotoğraflar, ödüller, gazete, haberleri, yayınlar, kitaplar bunları gördükçe bende bu hırçın kanat seslerini duymaya başladım. Düşündüm kendi kendime arama motoruna Haldun Taner yazarken bu kadarını düşünmüşmüydüm diye. İlk olarak bir sitede basit bir biyografi çıktı onun hakkında, okudum ama hiçbir keyif almadım doğrusu… Sırayla baktım tüm sitelere bilgiler giderek ilgi çekici olmaya başladı, okudukça hayranlığım ve şaşkınlığım arttı defalarca okudum bazı yazıları okudum okudum okudum... Onun hakkında yazmaya geldi sıra kendimi sığ ve bilgisiz hissettim bir an ama bir şeyler yazmazsam daha kötü hissedeceğim kendimi. Eee Haldun Usta ne yazmalıyım senin hakkında?
Rüzgar esiyor Çemberlitaş’ta bahar yeni gelmiş İstanbul’a çiçekler yeni yeni açmakta martın 16.günü 1915 yılı. Haldun Taner doğdu hiç ölmemek üzere…
1935 yılı Galatasaray Lisesi’nden mezun oluyor zamanla Almanya oradan İstanbul Üniversitesi en son Fransa’da tiyatro eğitimi ve Türkiye’de tiyatroyu bilim olarak okutan ilk adam Haldun Taner. Geç veriyor kendini yazarlığa 30 yaşında yazmaya başlıyor çeşitli dergilerde sonra o unutulmaz oyunları geliyor sırayla Vatan Kurtaran Şaban, Sersem Kocanın Kurnaz Karısı, Günün Adamı, Ve Değirmen Dönerdi, Lütfen Dokunmayın, Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım, Fazilet Eczanesi, Eşeğin Gölgesi, Ayışığında Şamata… Bunların her biri unutulmaz oyunlar ama aklında, kalbinde hala tiyatro…
Kabare tiyatrosu kurmaya karar veriyor, Zeki Alaysa, Metin Akpınar, Ahmet Gülhan ile beraber Türkiye’nin ilk kabare tiyatrosu Devekuşu Kabare kuruluyor zorluklarla.
Birçok tiyatrocu yetişiyor bu sahnelerde tıpkı Haldun Usta’nın hayal ettiği gibi… Zeki Alasya ;Haldun Taner olmasaydı Zeki- Metin ikilisi olmazdı diyor aslına bakarsanız Haldun Taner olmasaydı Türk tiyatrosu bu kadar gelişmezdi sanırım çünkü Türkiye’de epik tiyatro ve kabare tiyatrosunun öncüsü bir adamdan söz ediyoruz. Ferhan Şensoy da denememeler kitabında cumhuriyet dönemi tiyatro sanatçılarımızın bazılarını çeşitli ağaçlara benzetiyor sıra Haldun Taner’e geldiğinde; O bir ormandır diyor.
Büyük usta 1986 da dünyaya gözlerini kapıyor unutulmaz bir yazar olarak…
Yazının sonunda Haldun Taner’ in ilk kez 11 Ekim 1969 da sahnelenen Sersem Kocanın Kurnaz Karısı adlı oyunu düşüyor aklıma ve bu oyunun unutulmaz final sahnesi tabi… Münir Özkul’un kaleminden dökülmüş ve her sanatçının kafasına kazıdığı sözler geçiyor aklımdan.
…Zaten aktör dediğin nedir ki? Oynarken varızdır. Yok olunca da sesimiz bu boş kubbede bir hoş seda olarak kalır. Bir zaman sonra da unutulur gider.Olsa olsa eski program dergilerinde soluk birer hayal olarak kalırız.Görüyorum hepiniz gardroba koşmaya hazırlanıyorsunuz.Birazdan tiyatro bomboş kalacak.Ama tiyatro işte o zaman yaşamaya başlar.Çünkü Satenik’in bir şarkısı şu perdelerden birine takılı kalmıştır.Benim bir tiradım şu pervaza sinmiştir.Hıranuş’la Virjinya’nın bir diyaloğu eski kostümlerin birbirinin yırtığına sığınmışlar.İşte bu hatıralar,o sessizlikte saklandıkları yerden çıkar,bir fısıltı halinde yine sahneye dökülürler.Artık kendimiz yokuz.Seyircimiz de kalmadı.Ama repliklerimiz fısıldaşır dururlar sabaha kadar.Gün ağarır,temizleyiciler gelir,replikler yerlerine kaçışır.PERDE!
Seninde dediğin gibi büyük usta Her gece saat dokuzda on binlerce perde dünya döndükçe açılsın, dursun. Tiyatro olmasa, insanoğlu çok eksik, çok güdük kalırdı.
1915…2009…Bu Büyük ustayı ölümsüzlüğünün 94. Yılında tekrar selamlıyorum.
Neşe Kayhan

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder