Adımınızı atıyorsunuz…
İşte adım attığınız yer tarih sahnesi…
Bir anda her şey değişiyor…
Çimenlerin üstündeki ayaklarınıza bakıyorsunuz ayaklarınızda spor ayakkabı yerine deri sandaletler var,üzerinizdeyse bol ,yerlere kadar sarkan beyaz bir giysi.Yanınızdan koşarak geçen insanların size çarpmasıyla kendinize geliyorsunuz.Kafanızı kaldırıp karşınızdaki amfitiyatroya bakıyorsunuz.Bu günümüz amfitiyatrolarından farklı yepisyeni.İçinizden ‘’günümüz mü?’’diye geçiriyor ve gülüyorsunuz.Çünkü kimbilir şuan nerede ve ne zamandasınız. Diğer insanlar gibi sizde oraya gidip ortalar da bir yere oturuyorsunuz.Baştan ne olduğunu anlamasanız da etrafınızdaki insanların şıklığından ve heyecanından bunun bir tören olduğunu anlıyorsunuz.Amfitiyatronun ortasında sahne diyebileceğiniz yere bir takım insanlar geçmeye başlıyor. bunların sizden ve çevrenizdekilerden ayrı olduğunu fark ediyorsunuz.Hepsinin de yüzlerinde maske var ve kıyafetleri oldukça gösterişli ama aralarında en gösterişlisi olduğunu düşündüğünüz kişi öne çıkıyor ve amfitiyatroyu inleten sesiyle konuşmaya başlıyor.’’Sevgili Atina halkı,Her yıl yaptığımız gibi bu senede Bereket tanrımız dionysos adına yapılan Dionysos şenliklerine ve dramatik yarışmalara hoş geldiniz.’’Bu kişinin rahip olduğunu ve koroya da satir dendiğini hatırladıktan sonra söylediği ezgilere kulak veriyorsunuz.Çevrenizdeki her şey hızlanmaya başlıyor ve sahnedekiler de yavaşça değişiyor.Koro 50 kişiden 12 kişiye iniyor,ilk oyuncu , ilk diyaloglar,ilk kadın maskeleri ve ilk kadın karakterleri sahneye giriyor. 2 sıra önünüzdeyse thespis, Koerilios, Pratinas, Frinikos gibi yazarlar oturmuş.Ön sıranıza biri gelip oturuyor.Bu kişi Aishylos .Sahnede persler,thebai yedilileri gibi oyunlar akıp gidiyor.Sahnede ilk hayalet oluşuverirken koroya 2 oyuncu ekleniyor.Aishlosun yanına Europides oturuyor.Sahnedeyse elektra,medea oynanırken onun yanına da sophokles oturuyor, sahnede ilk kez dekor oluşuyor ve kral oedipus oynanıyor.Bu sefer sizin yanınıza yaşlı bir adam oturuyor.Diğerleri her ne kadar sizi görmezden gelse de o sizinle konuşmaya başlıyor.
’’Dramatik yarışmalarda ortaya iki tane tiyatro türü çıkmıştır.Birincisi az önce oynanları içine alan tragedyadır.Tragedya ruhu tutkulardan arındırmak için yapılan,gururlu,asil kişilerin ve tanrıların başından geçen trajedileri anlatan bir oyun türüdür.’’
Kulağınıza gelen ezgiler değişmeye başlıyor.Sahnede ki ciddi ve maskeli koro yerine komik ve phallus takmış satirler geliyor.Daha sonra ise önünüze aristophanes gelip oturuyor.Sahne de ise barış,kuşlar gibi oyunlar hızlıca akıp geçiyor.Aristophanesin yanına menandros oturuyor ve sahneden koro kalkıyor oyunları olan budala,çifte hilekar sergileniyor.yanınızdaki yaşlı adam başlıyor sizinle tekrar konuşmaya.
‘’ bu gördüklerin ise ikinci oyun türü olan komedyaya aittir.Komedya her ne kadar eğlence ve cinsel içerikli olsa da aslında çoğusun da dönemin olaylarına,büyüklerine karşı hiciv içermektedir.Komedya kaba güldürü anlamındadır ama buna siyaseti getiren aristophanestir.Ancak menandros ise dönemin burjuva sınıfını güldürmek için kullanmıştır.Komedya da tragedyanın aksine halktan insanlar anlatılmış ve tanrılar yerine aşk teması işlenmiştir.Evet sevgili çocuğum antik yunan tiyatrosu bunlardan ibarettir.Tabi sen bunları poetikamdan okumuşsundur.’’diyor yaşlı adam ve siz bu adamın aristotales olduğunu anlayıveriyorsunuz.Tabi siz bunların bir kısmını geçen elinize geçen bir bültenden hatırlıyorsunuz.Tekrar şuana dönüp yaşlı adama bakıyorsunuz.
Yaşlı adam ilk kez size doğru dönüyor ve gülümseyerek kısık bir ses tonuyla size’’Buraya gelmeniz oldukça zor olmuştur çocuğum’’diyor.
Onun gülümseyen yüzü yavaşça silinmeye başlarken sizinde fark etmeden dudaklarınızdan dökülen karşılık ‘’Kelimelerle her şey mümkün olabilir.’’ oluyor.
Etrafınızdaki her şey eski halini almaya başlıyor…
Şimdi tarih sahnesinden iniyorsunuz…
Betül Gaye Dinç
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder